Peyami Safa

İşte mesele: “yaylayla” yazılmasına mı taraftarsınız, “yayla ile” mi?

Birinci şekle taraftarsanız temelini konuşmada, seste, şivede buluyorsunuz.

ikinci şekle taraftarsanız bizdensiniz: İmlâmızın temelini yazıda, iştikakta(türetmede), kaidede(kuralda) buluyorsunuz.

Lisancılar bunlara “fonetik(ses bilgisi) esas”, “etimolojik(kökenbilimsel) esas” diyorlar

Ben fonetik esasın yanlış olduğuna kaniim. Delil olarak elimde koca bir kâse var. Içine bakınız: Bugünkü imlâ çorbasını görürsünüz!

Dilcilerimiz ne buyururlarsa buyursunlar, dünyanın hiçbirinde ses ve konuşma esas değildir. Çünkü bir lisan konuşulurken ameli zaruretlerde birçok harfler yutulur; bazıları ezilir, büzülür, bazıları çarpılır; bazıları dik durur ve bazıları yana yatar. Yukarıki misal: “Yaylayla’ diyenimiz pek azdır. Kimimiz “Yaylayle”, kimimiz “yaylayila” kimimiz “yayleyle”, kimimiz “yaylayile” deriz. Bir şehrin, hattâ bir zümrenin şivesi içinde 30 türlü söylenen kelimeler bulmaya hazırım. İngilizce’de, Fransızca’da, İtalyanca’da, Almanca’da, Arapça’da, velhasıl dünyanın başlıca lisanlarından hangi birinde, yalnız yazıdan o lisanın sesini ve telâffuz şeklini anlayabilirsiniz? Konuşanı mutlaka dinleyeceksiniz.

Yazı, sesin sadık ve sabit bir ifadesi olamaz. Sabit bir ses yoktur ki, sadık bir ifadesi olsun.

 

Not: Bu yazı Peyami Safa’nın, “Osmanlıca, Türkçe Uydurmaca” kitabından alıntılanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here