satranç
satranç

 

  • … deyip, geçme, araştır…

Stefan Zweig’in yazdığı “Satranç” tamamıyla psikolojik bir kitap. Okurken üç yerde şaşırdım ve bu üç yerde de yazarın okuyucu tekrardan kitaba bağlayarak kendini okutması güzeldi. Yaptığı güzel betimlemelerle de kendinizi bir geminin içinde, satranç oynayan iki ustayı izleyen biri olarak hissedebilirsiniz. Nazi, Gestapo ve Almanya’nın Faşist cinayetlerine çok güzel gönderme yapan yazar, aynı zamanda sizi bir anda Nazi Almanya’sının işkence yaptığı biri olarak düşündürebilir. Yani, okurken sizde psikolojik olarak etkilenebilirsiniz. Leblebi tarzında çerezlik kitaplar olarak adlandırdığım Satranç kitabı, yoğun psikolojik travmaları iliklerimize kadar hissettiriyor.

Mirko Czentovic, olayın başlarında moron bir tipleme olarak ele alındıktan sonra, bir anda satranca olan kabiliyeti ile el üstünde tutulan biri olarak karşımıza çıkıyor. Tabii, insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur. Karşısındakinin sabrını sınamak onun için vazgeçilmez bir huy olarak kalacak.

Dr.B, bu zamana kadar okuduğum kitaplarda ki en güzel karakterlerden bir tanesiydi, çünkü gerçekçiydi. Hani kişisel gelişim kitaplarında ki “her şeye rağmen başarabilirsiniz, geçmiş tozdur üfle gitsin.” Tiplemelerinden ziyade, geçmişin kalıntılarını derinden hissettiriyordu.

McConnor, kitabı okurken, “Geldi yine ağa babası” dediğim bir tipleme oldu. İyi miydi? Evet demek gelmiyor içimden ama hayırda diyemem. Şaka bir yana İskoçyalı bir yeraltı inşaat mühendisiydi ve Kaliforniya’da yaptığı petrol sondajlarıyla bir servet kazanmıştı.

Yazar hakkında da kısa bir bilgi vermek istiyorum; Satranç kitabı son yazdığı kitaplardan biri olmakla birlikte, kısa bir süre sonra evinde eşiyle birlikte intihar etmişti.

Dipnot olarak; Kitabı okurken gözünüze Peygamber Efendimiz hakkında “Hazreti Muhammet’in gökyüzü ver yeryüzü arasında bulunan tabutu gibi” cümlesi geçtikten sonra cümleyi araştırmaya koyuldum. Ve sonucunda bir Yahudi efsanesi olduğunu öğrendim. Fakat işin diğer yanı- eğer yanlışım varsa beni bilgilendirin- İş Bankası Kültür Yayınları kitabında bu söz geçerken sayfanın altına bilgilendirme amaçlı dipnot düşülmemiş. Bilgilendirme yapılmadığı içinde hem internetten hem de bir başka yayınevi olan Karbon yayınlarının Satranç kitabındaki çeviriyi, arkadaşımın bana atmasıyla öğrenmiş oldum.

Görüşmek üzere

Bol kitaplı günler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here