EMİR TİMUR İLE YILDIRIM BAYEZİD HAN ARASINDA İHTİLAF ÇIKMASI

İran’ın kuzeyini baştan başa geçen Timur, Şiraz şehrine girdi. Bura da bulunan Ehl-i Sünnet düşmanı İranlı hükümdarları ve birçok emirler öldürttü. İran’ı oğlu Miranşah’a bırakıp batıya doğru devam etti. Kürdistan’ı geçti ve İlhanlı ailesinden Sultan Ahmed Celâyir’in elinde bulunan Bağdat önüne kadar geldi.

Ahmed Celâyir, Timur’a itâat ettiğini bildirip, birçok hediyeler göndermesine rağmen yine de ilerlemeye devam etti. Ahmed Celâyir ise maiyetine asker alarak, Bağdat’ı terk etti fakat Timur’un askerleri tarafından Kerbela mevkiinde sıkıştırıldı. Hanımı ve çocuklarını bırakıp kaçmaya mecbur kaldı.

Timur Han, Bağdat’a girdi, burada bulunan ulemâyı Semerkanda gönderdi. Buradan Mısır’a ait bazı kaleleri kuşatmaya gitti. Bu kaleleri almaya muvaffak olamadı ve hayatında ilk defa bir yerde durduruldu. Bu kaleler Urfa-Hasankeyf (Hısnkeyfa) ve Mardin kaleleri idi. Timur buradan Gürcistan taraflarına yöneldi.

Altınordu hükümdârı Toktamış Han’ı mağlûb etti. Rusya’nın Moskova’sına kadar ilerledi. Timur, İslâm’a karşı gelen ve bozuk itikadlı bütün zümreleri yok ediyordu. Timur Gürcistan seferinde iken, Bağdat’ın eski emiri Ahmed Celâyir, tekrar Bağdat’a hâkim olmuş ve Timur’un aleyhine çalışıyordu. Timur geriye dönerek Sivas üzerine yürümek için harekete geçti. Timur’un büyük bir ordu ile geldiğini duyan Ahmed Celâyir ve Karakoyunlu Kara Yusuf, Mısır’a kaçmaya çalıştılarsa da Halep vâlisi tarafından geri çevrildiler. Bu sefer Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezid Han’a sığınmak istediler. Yıldırım Bâyezid Han da kendilerine nezaket gösterdi ve ülkesine kabul etti.

Ahmed Celâyir’e Kütahya vâliliği, Kara Yusuf’a da Aksaray arpalık olarak verildi. Timur’un daha önce Taharten (Mutahharten)’e verdiği Erzincan’ı da Yıldırım Bâyezid Han Osmanlı topraklarına katmıştı. Sivas şehrini de daha evvel itaat altına aldığı için, buraya oğlu Süleyman Çelebi’yi vâli tayin etmişti.

Anadolu’daki toprakları Osmanlı Devleti’ne katılan bazı beyler, Timur’un yanına giderek yardım istediler. Germiyan beyi Yakub, Menteşe beyi, Aydın beyi Mûsâ Bey bunlardan bazıları idiler. Bu beyler sürekli Timuru Yıldırım Bâyezid Han aleyhine tahrik ediyorlardı. Taharten ise intikam için adeta Timur’a yalvarıyordu.

Timur’dan kaçan beyler de Yıldırım Bâyezid Han’a Timur’la ilgili olmadık şeyler söyleyip kötüleyerek, her iki hükümdarın arasını açtılar. İki taraf da karşılıklı olarak kendilerine sığınanları müdafaa ettiler.

Bu arada Yıldırım Bâyezid Han ile Timur arasında, ilk zamanlar fazla hakaretli olmayan ancak tahrik edici mektuplaşmalar oldu.196 Bu mektuplaşmalar yaklaşık iki sene kadar devam etti. Kaç mektup gönderildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, yine de bu hususta bazı kesin deliller ortaya çıkmıştır. Bu karşılıklı suçlamalar şeklinde devam eden haberler zamanla sert ve hakâretli hale geldi.

Timur, Yıldırım Bâyezid Han’dan, ülkesindeki bazı kişileri sınır dışı etmesini istiyordu. Yıldırım Bâyezid Han bu sırada, hem Balkanlar’daki fetihler, hem de İstanbul’un üçüncü kez muhâsarası ile meşgul idi. Sultan Bâyezid Han, yaklaşmakta olan tehlikenin farkında idi ve yine de düstûrunu bozmuyordu.

Timur ise Orta Asya’dan beri diz çöktürmediği bir hükümdâr ve yıkmadığı bir devlet olmamasına rağmen, Yıldırım Bâyezid Han’ın karşısında yine de ihtiyatlı duruyordu. Fakat tahrikçiler her iki tarafı da harb meydânına çekmek için ellerinden geleni yapıyorlardı.

Osmanlı Tarihi Cilt 1– Ömer Faruk Yılmaz

196 Feridun Bey, Münşeat, 1, s.118

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here