can veren pervaneler
can veren pervaneler

-Bir ümit…

Belki sevenlerimiz vardır divanı, edebiyatı ve şiirleri… Bu yazımı sizlere yazmamdaki amacım divana olan ön yargılarımızı bir nebze olsun ortadan kaldırabilmek. Belki bilmediğimiz, anlamadığımız ve anlamak için çaba sarf etmediğimizden sevemiyoruz bu anlam dolu beyitleri.

Daha birkaç aya kadar içinde, benimde ön yargılarımın bulunduğu ve “Anlamlarını bilmediğim kelimelerin yan yana gelerek ne anlatıyordu acaba?” diye düşünmüştüm. Sonra, divan edebiyatını daha iyi anlayabilmek için çok sevdiğim bir ağabeyimin tavsiye ettiği kitabı aldım. Bana, “Can Veren Pervaneler I” kitabını önerdi. Hayati İnanç’ın yazdığı bu kitaptan sizlere beyitler ve o beyitlerin ne anlam ifade ettiğini göstermek istiyorum:

                            "Şiirler"

Suda bittim, suda yittim

Etrafı, dünyayı ve hayatı doğru okumaktır bütün mesele. Böyle söylüyor kalem ve kelâm ehli. Israrla, ayrı ayrı açılardan bakarak dünyanın geçiciliğine işaret ediyor. Diyor ki dünya hayatı bir uykudan ve hayalden ibarettir. Tut ki hayâlinde sultan oldun, tut ki hayâlinde dilenci oldun. Uyandığın zaman ikisi de geçici olacağına göre ele geçmiş olan her şey sonsuz ve hakiki hayata başladığın zaman rüya hükmüne gireceğine göre ne diye gam çekersin.

“Geç gelir tez gider deyû safâ çekme keder

Âlemin halî budur böyle gelir böyle gider”

İçinde bulunduğumuz dünya hayatında safa geç gelir, tez gider. Hâlbuki elem (sıkıntı); sıkça uğrar, biraz da zor gider. Dünya hayatının tabiatı o çünkü ta işin başında “Çamurumuz karılırken yağan kırk günlük yağmurun otuz dokuzu gam, biri neşeydi.” diye takviye ederler manayı.

“Göz yum cihana aç gözünü dem gelir geçer

Sen göz yumup açınca bu âlem gelir geçer”

ve şöyle devam eder:

“Âdemoğlu âleme üryân gelir üryân gider

Nâle vü efgân ile giryân gelir giryân gider”

Üryân: Çıplak,  Efgân: Bağırıp çağırma, Giryân: Ağlama

İnsanoğlu dünyaya giyinmemiş olarak gelir ve öylece gider. Dünyaya ağlaya ağlaya gelir ve dünyadan yine ağlaya ağlaya gider. Aşağı yukarı aynı anlamda:

“Hemân ağlayı geldim âleme ağlayı gittim ben

San ol nilüferim kim suda bittim suda yittim ben”

Yani gelirken de giderken de dökülen gözyaşlarına işaret eder ve der ki: Hani nilüfer çiçeği vardır ya suyun içinde doğar ve yine oracıkta ölüverir. İşte ben geldiğimde yıkandım, giderken yıkandım; suda bittim, suda yittim.

Anlamlarının çözülmesi bir miktar daha zor gibi görünen Mezâkî merhumda beytinde şöyle söyler ve içinde bulunduğumuz dünya hayatına sabırlı olmak gerektiğine çok güzel işaret eder.

“Sunar bir câm-ı memlû bin tehi peymâneden sonra

Döner vekf-i murâd üzre felek amma neden sonra”

Üst üste belki bin tane boş kadeh gelir. Arkasından dolu kadeh sunar şartlar, etraf, hayat… Ve senin muradına uygun döner felek amma neden sonra.

Sabra işaret eder. Güzelce sabretmek lazımdır, beklemek lazımdır. Dünya gamhânedir. Burada talebi çoğaltamamak lazım, emeli çoğaltmamak lazım. Çünkü ecel, emelin önündedir.

Not: Günümüzde kendini yazar olarak atfedip şiir ve benzeri kitap basmaya çalışan yazarların kitaplarından ziyade içi anlam dolan beyitlerin üstünde düşünmeye davet ediyorum.

Görüşmek üzere bol kitaplı günler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here