HAÇLI TARİHİ’NDEN İLGİNÇ YAPRAKLAR

Rönesans’ın Temelleri:

Avrupalılar, savaş sanatı bakımından Müslümanlar’dan bazı şeyler ögrenseler de hiç ders alamadılar. İlk Haçlı Seferi’nden Niğbolu Bozgunu’na kadar hep aynı hataları tekrarlayıp durdular. Gerçi öğrendikleri, barbar bir dünyada çok işe yarayacak şeylerdi. Koca koca taşları çok uzaklara atan devasa mancınıkları ve Şam çeliğini öğrenerek Avrupa’ya taşımışlardı. İlk karşılaşmada hantal zırhların içinde kıvrak Türk süvarilerine açık hedef oluyorlardı. Sonraki seferlerde Şam çeliğinden yapılmış ve eskisine göre çok hafif sayılabilecek 15 kilogramlık zırhlara bürünmüşlerdi. Bu bile şövalyelerin nisbeten rahat hareket etmesini sağlamıştı.

Bugün Rönesans adı verilen Avrupa’nın aydınlanma süreci, bu seferler sayesinde başlamıştı. Doğu’da gördükleri maddi, manevî, ilmî ve sanat adına katedilmiş gelişmeleri taklit etmeye çalışınca Avrupa âdeta çağ atlamıştı.

Bir başka keşif de bekâret kemeridir. Avrupa’da yaygın olan ahlâkî bozukluğun farkında olduklarından, krallar bile karılarına kilitli bekâret kemeri takmışlardı. Güya kendileri seferde iken eşleri başka erkeklerle aşna-fişne yapamayacaklardı. Anahtarları da yanlarında götürdüler. Ancak bu hiçbir işe yaramadı. Sadece Avrupa’da çilingir sektörünün köşeyi dönmesine sebep oldu. Zira kadınlar çilingire kilitlere uyacak ikinci anahtar yaptırmakta gecikmediler.

Yamyam Haçlılar:

Haçlı Seferleri’nin en büyük özelliklerinden biri de tarihin en büyük organize yamyamlığıdır. Bizzat Hristiyan din adamları tarafından teşvik edilen insan eti yeme çılgınlığı (Cannibalism), Haçlı kaynaklarında en ince detayına kadar yazılıdır. Fransa Enstitüsü

Frantz Funck-Brentano, Les Croisades “Haçlılar”(10) isiml, eserinde 24. sayfasında din adına ne canavarlıklar işlendiğini açık bir dille yazar:

“İlk Haçlı Seferi’nde Hristiyan din adamı Pierre L’Ermite komutasındaki öncü birlikleri İznik civarında ele geçirdikleri çocukları pişirmek üzere parçalıyorlar veya kazığa geçirerek ateşte kızartıyorlardı.”

Aynı eserin 57. sayfasında ise Fransız Millî Destanı Chanson d’Antioche’dan şu alıntıları yapmaktadır: “Antakya önlerinde açlıktan şikâyet eden Haçlılar’a, Hristiyan Din adamı Pierre L’Ermite su tavsiyede bulunur: “Açlığınızın sebebi korkaklığınızdır. Türk cesetlerini toplayın. Tuzlayarak pişirilirse daha lezzetli olur.” Haçlılar, onun tavsiyesine uyup dediğini yaparlar. Sur üzerindeki Türkler, bu inanılmaz vahşet karsısında gözyaşı dökerler.”

Yine aynı eserin 76. sayfasında Haçlılar’ın bunu alışkanlık haline getirdikleri yazılıdır: “Halep’in Maarra kasabasında şehit düşmüş Türk askerlerini doğrayıp etlerini kızartarak yemişlerdir.”

78. sayfalarda ise Haçlılar’ın iyice zıvanadan çıktıkları şu satırlarla anlatılmaktadır. “Açlık öylesine bir hâl almıştı ki, askerler kasaba civarındaki bataklıkta 15 gündür bekleyen Türk cesetlerini büyük bir iştahla yediler. Susuzluklarını giderebilmek için at ve eşeklerin damarlarını kesip kanlarını ve idrarlarını içtiler! Bazıları, lağımlara kuşaklarını ve paçavralarını daldırıp bunlarda toplanan suyu emerlerdi. Kimi de arkadaşının idrarını avuçlarına doldurarak içerdi!”

Kitap: Geçmişe Mazi Derler

Kitabı almak isteyenler için:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/gecmise-mazi-derler/387859.html

Not: Bu yazıdaki her şey alıntıdır. Kendi düşüncemi ifade etmemiş olup, sadece kitaplardaki ilginç gördüğüm yerleri paylaşıyorum.

Keyifli okumalar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here